Özlem Albayrak, Nihal Bengisu Karaca, Fatma Bostan Ünsal, Ayşe Böhürler, Emine Eroğlu, Merve Kavakçı, Mehtap Kayaoğlu, Havva Sula.
Onlar türbanın kamusal alanda görünümünün “sorun” olarak algılandığı, gerilimler ve kırılmalar ortamında kendi başarı öykülerini örmeye çalışan kadınlar… Geleneğe de, moderniteye de belirli bir mesafeden bakan, ezber bozan kadınlar… Ve onlar bugüne kadar bir başarı hikâyesinin özneleri olarak anılmadılar.
Türban ve Kariyer, İslami kesimde sadece mağduriyetlerinin altı çizilen, egemen seküler kesimde ise yalnızca başörtüsü sorununun nesneleri olarak görülen “türbanlı” kadınları başarı öznesi kabul eden ilk çalışma. Bu bir anlama kitabı; güzelleme değil, yergi değil, anlama çabası…

Yazar : Metin Sever
Yayınevi : Timaş Yayınları
Etiket Fiyatı : 9,00 YTL (İndirimde olabilir)
ISBN : 975-263-365-X
Basım Tarihi : Şubat 2006

Kitapla ilgili Nazlı Ilıcak’ın köşe yazısından bir kesit

‘Kur’an’ı kapa, kadınları aç’

ÖSS sonuçları, bir adaletsizliği yeniden hatırlamamıza vesile oldu. Yüksek puan tutturan imam hatip mezunları, farklı katsayı uygulaması yüzünden, istedikleri üniversitelere giremeyecek. İmam hatipte okuyan, üstelik başörtüsü takan bir genç kızsanız, katmerli hüsran yaşıyorsunuz. Çünkü okulunuzun yanı sıra başörtünüz de önünüze çıkartılan bir engel…

Gazeteci Metin Sever’in Timaş Yayınları’ndan çıkan “Türban ve Kariyer” isimli kitabı, çalışan başörtülü kadınların hikâyesini anlatıyor. Kitap, Özlem Albayrak (Yeni Şafak köşe yazarı), Nihal Bengisu Karaca (Aktüel yazarı), Fatma Bostan Ünsal (Başkent Kadın Platformu üyesi), Ayşe Böhürler (AK Parti kurucu üyesi, gazeteci), Emine Eroğlu (Timaş Yayınları Genel Yayın Yönetmeni), Merve Kavakçı, Mehtap Kayaoğlu (Psikoterapist), Havva Sula (Hayat, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Vakfı Yönetim Kurulu üyesi) ile yapılan söyleşilerden oluşuyor. Bu kitabı, özellikle, çağdaşlığı kılık kıyafetten ibaret sananlara, tavsiye ederim.

Kitap, türbanlı kadını farklı bir zaviyeden ele alıyor. Metin Sever, bu kadınların mağduriyetlerini değil, başarı öykülerini dile getirmiş. “Geleneğe de, moderniteye de belirli bir mesafeden bakan, ezber bozan kadınlar” olarak sunuyor görüştüğü başörtülüleri.

Sever, kitabın önsözünde, gazeteci Ruşen Çakır’ın bir tespitine yer veriyor: “İslâmi harekete en büyük damgayı kadınlar bastı. İslâmi harekette en büyük çileyi kadınlar çekti. İslâmi hareket bir erkek hareketidir… Sonuçta İslâmcı kadınlar, kendilerini, hazır olmadıkları büyük ve ciddi bir çatışmanın içinde buldular. Direnmeyi seçenler mesleklerini, okullarını kaybederken, direnmeyip itaati seçenler büyük bir burukluğun içine yuvarlandılar.”

Başörtülü kadınların başarıları, böyle engebeli bir araziye rağmen gerçekleşebildiği için çok daha anlamlı.


Metin Sever, kitabın önsözüne, Osmanlı’nın pozitivist aydınlarından Abdullah Cevdet’in bir cümlesiyle başlıyor:
“Fermez le Coran, ouvrir les femmes.”
Yani: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç.”
Müslüman halkın ilerleyebilmesi için, bir Fransız edebiyatçı Abdullah Cevdet’e yukarıdaki formülü vermiş.
Taa o tarihte, gelenek ve modernleşme karşıtlığının kadınlar üzerinden yürüdüğünü görüyoruz.

İşte, “Türban ve Kariyer” kitabı, tartışmanın nesnesi olan türbanlı kadını “başarılı bir özne” olarak ele aldığı için, konuya farklı bakış açısıyla olumlu bir katkı sağlıyor.