Aşağıda yazılanlar tamamıyla gerçektir..Hatta biraz da ılımlı anlatmaya çalıştık acizane. Hanife hanım ve niceleri, hanımefendiler, beyefendiler bir dönemin yasakçılarının tutumlarıyla ibadet ve tesettürlerini gizli ve baskı altında yaşadılar. Değil baş örtüleri, çarşaf ve peçeleri uğruna ömürlerini vermeye hazırdılar. Ya biz?Ney??

Buyurun bu gerçekleri paylaşalım

Tanrı Uludur…
Tanrı Uludur…
Tanrıdan başka yoktur tapacak…
Tanrıdan başka yoktur tapacak…

Müezzin efendi bunları okurken, Hanife hanım yaşlı gözlerle sandalyesine oturdu. Allahu Ekber, Bu günleride mi görecektik diye mırıldandı sessizce..Gözlerinden akan yaşları sadece buna değil, sanat okulunda okuyan kızı Şerife Hanımaydı birazda. Zira o evinin gözbebeği ve evlatlarının en hayırlısıydı.

Hanife hanım uzun boylu, ay yüzlü, asil, takva bir hanımdı. Bir rüya ile Ali Haydar Efendi hz bağlanmış, fakat sokağa çıkmadığı için Bülbül hanımdan derslerini evinde alan bir Osmanlı Hanımefendisi..Oğulları, kızları, damatları dahi ayağının topuğunu görmemiş haya abidesi. ÇARŞAFINI HAKKIYLA TAŞIYAN VE YÜZÜNÜN PEÇESİNİ ÖMRÜNDE HİÇ AÇMAYAN BİR HANIM EFENDİ.

Ve Şerife Hanım.. Annesinin göz bebeği..Henüz 18 yaşında…O zamanki sanat okulunda dikiş öğretmenliği okuyordu. Tam anlamıyla annesinin terbiyesiyle büyümüş, fakat cumhuriyetin yeni çocukları olarak devrimlerden nasibini almış bir hanımefendi.

Bir gün ansızın kapı çaldı…Şerife Hanım kapıyı açtığında karşısında polis memurlarıyla karşılaştı. Memur beyler Şerife Hanıma bir davetiye getirmişlerdi…Şerife Hanım davetiyeyi aldığına dair evrağı imzaladı ve merakla zarfı açtı…

Zarf yeni kurulmuş olan M….K….Paşa derneği başkanı Münevver Hanımdan geliyordu…Şerife hanım belediye sarayında olacak bir toplantıya çağırılıyordu.

Tolantı günü Şerife Hanım anacığının gözlerinden öperek Belediye Sarayına gitti. Salona girdiğinde kürsüde şapkalı hoş bir hanım konuşma yapıyordu.

Sevgili MKP derneği üyeleri..
Bugünden itibaren sizlere kimlikler dağıtılacak ve sizler önce annelerinzden başlamak suretiyle, yakınlarınızı çarşaftan çıkarıp onlara daha modern bir görünüm sunacak pardesüleri giydireceksiniz. Yalnız sokakta herhangi bir azası kesik olup, onu gizlemek amaçlı çarşaf giyenler hariç…
Bunlara dokunmayacaksınız…

Şerife hanımın eline kimliğini tutuşturduklarında dünya onun başına yıkılmıştı. Nasıl yapacaktı. Eve geldi. Hiçbir şey belli etmeden iki gün içerisinde bol siyah bir pardesü, siyah bir baş örtüsü, siyah bir eldiven tedarik edip, annesine hediye etti.

Hanife hanım paketi açtığında gördüğü manzarayla NEUZÜ BİLLAH. BU NEDİR EVLADIM??? dedi…
Şerife Hanım olan biteni anlattı. ANNECİĞİM ÇARŞAF ARTIK YASAKLANIYOR. HER AİLENİN GENÇ OĞUL YADA KIZLARINI GÖREVLENDİRİYORLAR. ARTIK ÇARŞAFI SADECE AZASI OLMAYANLAR GİYMESİNE MÜSADE EDİYORLAR…

KIZIIIM, KIZIIIM…SEN NE DİYORSUN..BABAN, İSTİKLAL SAVAŞINDA NE İÇİN ÇARPIŞTI…GETİR SATIRI..MADEM ELİ KOLU KESİKLERE SERBESTMİŞ ÇARŞAF ONA ELLERİM DEĞİL, CANIM FEDA OLSUN. KES BİLEĞİMİ…

Hanife hanımın çarşafını zorla çıkarmayı başaranlara karşılık o, çarşafının arkasından ağlamaktan ama oldu ve sokak yüzü görmeden Hakk’ın rahmetine kavuştu…Allah o celalli Osmanlı Hanımına rahmet eylesin..Kolunu verecek kadar, gözlerini feda edebilecek kadar, sokak yüzü görmemecesine örtülerimize sadık olmayı cümle mümine hanımlarımıza nasib eylesin…