Ben Bir Başörtüsü Engellisiyimİbrahim KÜÇÜK

Engelliler günü ile ilintili olarak, Vuslat Dergisi bu ayki sayısında “Engelliler”i konu edindi. Çokta isabetli bir seçim yapmış oldu. Dergiyi şöyle bir gözden geçirdiğimizde “Engelli” konusunun enine boyuna işlendiğini görüyoruz. Özellikle kapakta Şehid Ahmed Yasin’in resmini görüvermek dahi mü’minlerin engelli olmaktan neyi anlayabileceğinin mesajını vermeye yetiyor. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.

Bende yine Vuslat Yazarlarından, şahsımada tanıdık olan Tevfik Akıldanesi’nin “Ben bir başörtüsü engellisiyim” yazısını yorumsuz aktarıyorum;

“BEN BİR BAŞÖRTÜSÜ ENGELLİSİYİM”

 Merhaba sevgili günlüğüm! Gazete de okudum bugün. Önümüzdeki hafta “Engelliler haftası” imiş. Biliyor musun biricik günlüğüm içimi derin bir hüzün kaplayı verdi. Herkesin bir imtihanı var işte! Rabbimiz çeşit çeşit dert ve sıkıntılarla kulları imtihan eder. Hastalıklar, özürler sabredilirse Allah katında günahlara kefaret olucu birer nimettir.

 Biliyor musun biricik günlük! Bence bedensel engellilik gelip geçici bir imtihan. Asıl kötü olan iman engelli olunması olsa gerek. Ne kadar acı değil mi? Düşünsene Allah kalbini mühürlemiş, gözlerin hakikati göremiyor, kulakları bir türlü gerçekleri duyamıyor. Allah muhafaza ne acı bir durum değil mi? Bedensel engelli olsan, sabretsen ecrin büyük oluyor ve günahlarına kefaret oluyor. Ama iman engelli olmak ne garip hiç kurtuluş ümidi yok. Düşündüm de günlüğüm iman engelli olunca amel engellide oluyorsun haliyle. Kulluk etme niyetinden uzak kalmaktan daha acı bir engellilik olmasa gerek. Hem iman engelli olunca sorgu edebilme engellisi de oluyorsun. Hakikati düşünme engellisi de oluyorsun. Ne kadar kötü bir durum olsa gerek değil mi? İnsan olmak farkından mahrum kalmak. Ne anlamı var ki günlüğüm bedensel olarak sapasağlam olmuşsun ama iman engellisin neye yarar ki? Mü’min bedensel engelli olduğunda günahlarını hafifletiyor. İman engelli bedensel sağlamlığıyla günahlarını artırıyor. Çok ilginç değil mi sence günlüğüm?

 Benim sırdaş günlüğüm sana bir sır vereyim ister misin? Biliyorum sende konuşma engellisin. Evet diyemezsin bana. Ama sen dinleme ve paylaşma engelli değilsin günlüğüm. Ne mutlu sana. Birçok insan bundan bile mahrum biliyor musun? Derdini duyuramazsın, sıkıntını dinleyerek bile paylaşamazsın. İyi ki sen varsın günlüğüm. Namazlarımın ardından Rabbime dua edip sıkıntılarımı O’na havale ettikten sonra o kadar rahatlıyorum ki bilemezsin. Belki seninle de bu huzur sayesinde paylaşabiliyorum çoğu şeyi. Neyse, tatlı günlüğüm paylaşacağın sırrı unuttum sanma, sıkı dur şimdi. Ben bir BAŞÖRTÜSÜ ENGELLİSİYİM! Ne o, neden şaşırdın. Haklısın! Doğal olarak seninde aklına başörtüsü takamayan bir kız geldiğinde ilk tanımlamanı anlayabiliyorum. Ne olacak? Başörtülü kız denince akla ya irtica gelir ya da mağdur. Hayır canım! Ben ne mürteciliği nede mağdurluğu kabul etmiyorum. Hiç kusura bakma. Çünkü Rabbim beni başörtülü yaşayacak şekilde hislerle yaratmış. Yani başörtüsü benim herhangi bir uzvum gibi. Kolum, elim, ayağım gibi bir şey. Hangi yakıştırmayı yaparlarsa yapsınlar ben bir başörtüsü engellisiyim. Ama bu uzvumu ne trafik kazasında kaybettim ne de herhangi bir ateşli hastalıkta. Doğrusu bende anlayamadım nasıl başörtüsü engelli olduğumu. Ya! Günlük doğuştan başörtüsü engellisi olsan belki az çok idare edebilirdin. Tıpkı doğuştan görme engelli ile sonradan gözlerini kaybeden insan arasındaki fark gibi bir şey bu.

 Ne garip bir engel biliyor musun bu benimkisi? Engeli ayaklarında olan sadece belli şeyleri yapamaz, misal top oynayamaz ya da ne bileyim kaldırımlarda zorlanır. Evet Allah sabır versin bu da zor bir durum. Ama sevgili günlüğüm en azından insani hakları var bu kardeşlerin. Engellilikleri sadece bedensel. Ve o kardeşlerim aşağılanmıyorlar. Bazı yerlerden kovulmuyorlar. Engelini aşmadıkça şuraya giremezsin demiyorlar. Ya ben? Ne yapabilirim günlük? Ben niye engelli oldum durup dururken. Okuluma gidemiyorum yürüme engelliyim. Derslerimi dinleyemiyorum duyma engelliyim. Sınıfta tahtadaki yazıları okuyamıyorum görme engelliyim. Bilgimi artıramıyorum zihinsel engelliyim. Haksız mıyım söyle hadi? Başımı örttüğüm için neden ben bütün engellilerden daha engelliyim? Hangi tıp kitaplarına bakacağım ben bu sorunun çözümünü? Ve niçin bizim ülkemizde var oluyor bu başörtüsü engelliliği. Havasından mı, suyundan mı, toprağından mı desen saçma olacak. Çünkü biliyorum ki bu coğrafyada bin yıldır gözükmemiş bir engelli çeşidi bu. Hangi yasak meyveden tattım ki ben örtü engellisi oldum.

 Sevgili günlük söyle hadi başörtüsü engellisi olmak % kaç özürdür sence? %20? %40? %80 mi yoksa? Peki neden malul emeklisi değilim? Biliyorum cevabın yok bu sorularıma, zaten olmazda. Hangi engellilik insan olma engelliliğidir. Başörtüsü engellisinden başka. Başörtüsü engellisi = İnsan olma engellisi diye bir tez ortaya koysak ispatı mümkün olur mu sence günlüğüm?

 Tamam, sırdaşım yazmayacağım daha sustum! Sadece şunu bil BEN BİR BAŞÖRTÜSÜ ENGELLİSİYİM!