yeni 

Hükümet, Çorum’a üniversite sözü vermiş. İyi, güzel, ama Çorum’da zaten bir üniversite var. Hem de YÖK’ün tahakkümü altında bulunmayan, başörtüsü yasağı gibi saçma sapan işlerle uğraşmayan, özgür ve özü gür bir üniversite. Hikmetli bir üniversite. Işık saçan bir üniversite. Kaliteli bir üniversite. Neşeli bir üniversite. ZEKAİ İŞLER ÜNİVERSİTESİ.
Zekai İşler, Ensar Vakfı Çorum Şube Başkanı.
İlim-irfan kıvılcımları saçan bir muallim.
Medeniyetimizin soylu bir savaşçısı.
Başörtüsü yasağı yüzünden üniversiteye gidemeyen ;
Çorumlu kız kardeşlerimizi Ensar Vakfı’nda toplayıp, onlara, Türkiye’deki hiçbir üniversitenin açamayacağı hikmet kapılarını açan bir rehber.
İlk iş olarak, talebelerine Sezai Karakoç’un eserlerini okutmuş.
Üstadın her kitabı üzerine saatlerce konuşup tartışmışlar.
Diriliş literatürü, genç hanımların iliklerine kadar işlemiş.
Muazzez İslam medeniyetinin sırılsıklam aşığı olmuşlar.

Biri Mevlana Celaleddin-i Rumi,
bir başkası Yunus Emre konusunda uzmanlaşmaya karar vermiş.
‘Tez konusu’ olarak Muhammed İkbal’i, Aliya İzzetbegoviç’i seçen de var.
Zekai İşler Üniversitesi’nde eğitim, kitabi bilgilerle sınırlı kalmıyor.
El sanatlarından sinemaya kadar birçok alanda çalışma grupları oluşturulmuş.
Müfredatta büyük coğrafyamızı keşif seferleri de yer alıyor.
İlk sefer, İstanbul’a düzenlenmiş. Sırada Şam-ı Şerif var inşaallah.

Millî Gazete’yi, Gerçek Hayat’ı, TV5’i ve camiamızın diğer yayın organlarını derinlikli bir ilgiyle takip eden Zekai İşler Üniversitesi talebeleri, buralardan tanıdıkları yazar ve fikir adamlarını Çorum’da ağırlayıp kendilerini dinlemekten büyük bir mutluluk duyuyorlar (Değme entelektüellere taş çıkartacak donamıma sahip oldukları halde hiç ‘entel triplerine’ girmeyip misafirlerine izzet-ikramda bulunmaktan da büyük bir mutluluk duyuyorlar).
TV5 Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Kaplan’ı,
romancı ve Yeni Şafak yazarı Fatma Karabıyık Barbarosoğlu’nu,
Gerçek Hayat yazarı Halime Kökçe’yi misafir etmişler mesela.
Sağ olsunlar, beni de davet etme lütfunda bulundular.
Kaotik bir dönemime denk geldiği için epey nazlandım, Çorum Ensar Vakfı adına benimle irtibat Kuran değerli Fatma hanım kardeşimi epey yordum, fakat neticede daveti kabul edip ömrümde ilk kez Çorum’a gittim. Şükür ki gittim.
Zekai İşler’in birleştirici kişiliği sayesinde muhtelif ‘ekol’lere mensup Çorumluların katıldığı Ensar Vakfı’ndaki sohbetten öyle büyük bir lezzet aldım ki, anlatamam.
Konu, Türkiye-Suriye birliği ve genel olarak İttihad-ı İslam’dı.
Bütün dinleyicilerin / katılımcıların gözlerinden ilgi ve heyecan okunuyordu.
Sorulan sorular, yapılan yorumlar, verilen katkılar ‘laf olsun’ cinsinden değil, esaslı ve yerli yerindeydi. Bilhassa Zekai hocanın talebelerini Türkiye-Suriye hattındaki gelişmelere fevkalade ilgili ve aslında tek ülke olması gereken iki ülke arasındaki yakınlaşmaya katkıda bulunmaya fevkalade hevesli buldum. “Biz ne yapabiliriz?” diye sorarken sergiledikleri teyakkuz halini görseydiniz, “Bu kızlar dağları bile yırtabilir” derdiniz. Yırtıyorlar zaten. Evet, o geniş yürekleriyle dağları yırtıyorlar, denizleri yarıyorlar ve ta Nijer’e uzanıyorlar.
Gerçek Hayat dergisinde İHH’dan Murat Yılmaz’ın Nijer’le ilgili yazısını okuyalı beri bu yoksul Afrika ülkesinin açlıktan kırılmak üzere olan insanları için bir yardım kampanyası yürütüyorlar. Allah Teala gayretlerini bereketlendirsin.
Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı kabul edilemez, ama ben bu yasağa takılıp kalmayı da kabul edilemez buluyorum. 10 yıldır YÖK’ün insafa gelmesini beklemekten başka bir şey yapmayan ve bu arada dünyaları karardıkça kararan kız kardeşlerimiz var.
 Onları gördükçe ne kadar üzülüyorsam, Çorum’daki Fatma’yı, Ayşegül’ü, Rukiye’yi… gördüğümde o kadar sevindim.
İçine itilmeye çalışıldıkları kısır döngüye girmemekte direndiler.
YÖK’e, “Sen kimsin ki bizi mağdur edeceksin?” diyerek haddini bildirdiler.
Bir yandan başörtüsü yasağına karşı mücadeleye kendi imkânları nispetinde destek verirken, öbür yandan, “dünya dönüyor, yıllar geçiyor, kayıpların telafisi güçleşiyor” bilinciyle yollarına devam ettiler.
Tek meseleleri “bir üniversite diploması almak” olsaydı, kendi kendilerini tüketirlerdi. Ama onlar, mevcut şartları lehlerine çevirip hayatlarını zenginleştirmeyi tercih ettiler.
Sevgili Zekai Hocam! Onlara bu imkânı sunduğunuz için Allah Teala sizden razı olsun.
Sizi tanımak ve eserinizi görmek iyimserliğimi besledi, azmimi kamçıladı.
En içten saygılarımı sunuyorum.

Hakan Albayrak …